Raşit Avan Yargılama ve hikâye anlatıcılığı Ana sayfa Yazılar Hakkımda

Punto

Kalınlık

İnceleme · 28 Haziran 2026 · 6 dakika

Yargılama ve hikâye anlatıcılığı

Metindeki 1 işaretlerine tıklayarak kenar notlarını görebilirsiniz.

Bir dava dosyası ile bir roman arasında, ilk bakışta görünmeyen bir akrabalık var. İkisi de bir olayı anlatır. İkisi de anlatırken seçer: neyi öne alacağını, neyi arkada bırakacağını, hangi ayrıntının okuru ikna edeceğini.1

Fark amaçtadır. Roman anlamak için anlatır, dilekçe ikna etmek için. Ama kullandıkları teknik şaşırtıcı ölçüde aynıdır.

Seçmenin kendisi bir iddiadır

Hiçbir anlatı olayın tamamını içermez. İçerseydi anlatı olmaz, kayıt olurdu. Anlatan kişi bir kesit alır ve o kesiti alırken zaten bir görüş belirtmiş olur.

Bu yüzden iyi bir dilekçede en çok emek harcanan yer, yazılanlar değil yazılmayanlardır. Neyi anlatmayacağına karar vermek, ne anlatacağına karar vermekten zordur.2

Okurun sabrı

İyi roman okurunun sabrını hesaba katar. İyi dilekçe de hâkimin sabrını. İkisi de sınırlı bir dikkatle karşı karşıyadır ve o dikkati nereye harcayacağını bilmek zorundadır.

Kötü olan ikisinde de aynıdır: her şeyi söylemeye çalışmak.

Bir rozete tıklayın.

Notlar

1. Bu benzetmeyi ilk kez bir duruşma beklerken düşündüm; koridorda herkes kendi hikâyesini prova ediyordu.

2. Uygulamada bunun tersini sık görüyoruz: dosyaya her şeyi koymak, sanki hacim ikna edermiş gibi.

Sonra bunu oku

Dilekçe yazmak üzerine

Aynı meseleyi daha dar bir yerden, doğrudan dilekçe üzerinden ele almıştım.